Carte Akbelen Tokyo Yusuf Solmaz

Akbelen Tokyo

Autor: Yusuf Solmaz
Limbă: turcă
Legare: Carte broșată
Editura: Yusuf Solmaz
Disponibilitate: În depozitul extern
Expediem în 14-21 zile
127.82 lei
Aklımdan çıkmayan kötü bir olasılık da şu: Biliyorsun, boşanma aşamasında olduğum Murat'ın kolu uzun...

Informații despre carte

Autor
Limbă
turcă
Legare
Carte - Carte broșată
Publicat
2026
Pagini
388
EAN
9798235874701
Enbook ID
52752954
Editura
Greutate
450
Dimensiuni
140 x 216 x 22

Descriere completă

Aklımdan çıkmayan kötü bir olasılık da şu: Biliyorsun, boşanma aşamasında olduğum Murat'ın kolu uzundur. Bana karşı öyle büyük bir öfkesi var ki, önceki yazılarımda hepsini anlatamadım. Acaba Japonya'ya, senin yanına, özgürlüğe kaçma hazırlığı yaptığımı öğrendi de bu engeli o mu çıkardı? Boşanma davası pasaport almaya engel değil, bunu biliyorum. Belki sen saçma bulmuşsundur bu düşüncemi. Bilmiyorum ki tatlım; Murat değilse kim, seni benden, beni senden uzaklaştırmaya çalışsın?
Bir zamanlar evlenmeyi isteyecek kadar güvendiğim, şimdiyse katilden kaçar gibi uzak durduğum Murat, seni, kalbimdeki yerini biliyordu Remziye'm. Hatta sana aşık olduğumu söylüyor, aramızdaki sevgiyi anlamıyordu. Sevgi, aşk dendi mi, anladığı tek şey cinsellikti. Bunun dışında aşk tanımıyordu meleğim. İki ruhun birbirine değmesini, mesafeleri aşan içsel yoldaşlığı onun sığ dünyasına sığdıramıyordum. Anlasın diye bir keresinde Mevlâna ile Şems arasındaki aşktan söz etmiştim. Nasıl sinirlendiğini anlatamam.
- Mevlâna'yı karalamak isteyenlerin uydurması bu, erkek erkeğe aşk yaşanmaz, aşkın fıtratı buna izin vermez, demiş, yumruğunu duvara vurmuştu. O anki bağırmalarını duysaydın delirdiğini, bıçağı aldığı gibi saldıracağını düşünerek öyle çok korkardın ki. Benim seninle mutlu hissetmeme zerre kadar dayanamıyordu. Bir kadının ruh eşinin başka bir kadın olamayacağını düşünüyordu. Ruh eşinden anladığı şey, karşı cinslerin eşleşmesiydi. Bunun dışında kalan eşleşmelerin hastalık olduğunu söylüyor, karşı gelindiğindeyse ağız dolusu hakaret ediyordu.
Mevlâna ile Şems arasında olduğu gibi, erkek erkeğe aşk benim gibi solcuların uydurmasıymış. Oysa ben ona, ruhun cinsiyetinin olamayacağını, evrensel enerjinin yansıması olarak iki insanın birbirine ayna tutuşunu anlatmaya çalışıyordum. Murat ve onun zihniyetindeki o dindar görünümlü, içi kurumuş kitle için her şey bedenden ibaret canım meleğim. Bu yüzden bizi anlamalarına olanak yok. Onların nazarında "aşk", sadece yasaklarla çevrelenmiş, mülkiyet duygusuyla kirletilmiş bir dürtü.
Mevlâna ile Şems arasındaki büyük dostluğu, dünyalarına alamadıkları gönül bağını ancak kendi kirli bilinçaltlarındaki sapkınlıklarla tartabiliyorlar. Bu dindar yobazlar, aşkın o mertebesini asla anlayamazlar; çünkü onlar için sevgi bir özgürleşme değil, bir tahakküm aracıdır. Maneviyatı şekle, ibadeti gösterişe, aşkı ise sadece biyolojik bir eyleme indirgeyen bu zihniyet, Mevlana'nın Şems'te Allah'ın nurunu görüşünü kavrayamaz. Kavrayamadıkları her şeyi,
- İftira, diyerek reddediyorlar ya da, hakarete doymayan hoyrat dilleriyle kirletiyorlar.
Aslında Murat'ın o anki öfkesi, sadece Mevlana'yı savunma refleksi değildi bence. Ruhsuz yaşamının, kendi çoraklığının yüzüne vurulmasına tahammül edemedi. Onun gibi dinciler, Şems ve Mevlana'yı sadece kendi muhafazakâr kalıplarına hapsetmek istiyorlar. Onların şiirlerini, o evrensel feryatlarını duymazlar; sadece o görkemli mirası kendi iktidar alanlarını tahkim etmek için kullanırlar. Bu yüzden onlara göre iki kadının veya iki erkeğin ruhsal yakınlığı her zaman tehlikeli ve anormaldir.
- Anormallik bizde, biz insan değiliz, diyemezler gülüm. Çünkü gerçek aşk, her türlü kalıbı yıkar ve özgürleştirir; oysa onların ihtiyacı olan şey hapsedilmiş, korkutulmuş ve biat etmiş ruhlardır. Biliyorum, bu hastalıklı ruh hala benden öç almak istiyor. Beni senin ışığından koparmak, beni bu kaba, bu cinselliğe ve maddeye tapınan karanlığa mahkûm etmek istiyor. Bunun için çok çalıştı ama başarılı olamadı. Esir alamadığı ruhumu çok kez kanatlarından vurmaya çalıştı. Bunları hatırladıkça içim öyle acıyor ki meleğim